1. Haberler
  2. Hekimler Ne Diyor?
  3. İç Hemoroid Neden Her Hastada Aynı Belirtiyi Vermiyor?

İç Hemoroid Neden Her Hastada Aynı Belirtiyi Vermiyor?

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Bilgiç, iç hemoroidin değerlendirilmesinde yalnızca “hemoroid var mı?” sorusunun yeterli olmadığını; kanama, sarkma, dışkılama alışkanlıkları ve eşlik eden diğer anal bölge yakınmalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

İç Hemoroid
İç Hemoroid Neden Her Hastada Aynı Belirtiyi Vermiyor?
0
Paylaş

Hemoroidal hastalık, toplumda sık görülmesine rağmen her hastada aynı belirtilerle ortaya çıkmıyor. Özellikle iç hemoroidlerde hastalığın derecesi, sarkmanın bulunup bulunmaması ve kanamanın sıklığı klinik tabloyu önemli ölçüde değiştirebiliyor.

Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Tayfun Bilgiç, iç hemoroidin değerlendirilmesinde yalnızca “hemoroid var mı?” sorusunun yeterli olmadığını; kanama, sarkma, dışkılama alışkanlıkları ve eşlik eden diğer anal bölge yakınmalarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

İç Hemoroidde Kanama Öne Çıkabiliyor

İç hemoroidler makat kanalının iç kısmındaki hemoroidal dokuların genişlemesi ve zaman içerisinde belirgin hale gelmesiyle ortaya çıkıyor.

Bu hastalarda en sık dikkat çeken belirtilerden biri dışkılama sırasında görülen parlak kırmızı kanama olabiliyor. Kanama tuvalet kâğıdında, dışkının üzerinde veya klozette fark edilebiliyor.

Ancak kanama her hastada görülmediği gibi, görülen her rektal kanamanın da hemoroide bağlı olduğu düşünülmemeli.

Anal fissür, bağırsak polipleri, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve kolorektal bölgeyi ilgilendiren farklı hastalıklar da benzer yakınmalara neden olabiliyor.

Bu nedenle özellikle tekrarlayan makattan kanama durumunda nedenin klinik değerlendirmeyle ortaya konulması önem taşıyor.

Sarkma Hastalığın Derecesi Hakkında Bilgi Verebiliyor

İç hemoroidlerde değerlendirmede önemli kriterlerden biri hemoroidal dokunun dışkılama sırasında makat dışına çıkıp çıkmadığı.

Erken dönemlerde hemoroidal doku dışarı çıkmayabilirken hastalık ilerledikçe dışkılama sırasında sarkma görülebiliyor.

Bazı hastalarda dışarı çıkan doku kendiliğinden geri dönerken, bazı hastalarda elle içeri itilmesi gerekebiliyor. Daha ileri durumlarda ise sarkan doku sürekli dışarıda kalabiliyor.

Bu farklılıklar, hastalığın derecelendirilmesinde ve uygulanabilecek tedavinin belirlenmesinde önemli rol oynuyor.

İç hemoroid değerlendirilirken yalnızca hastanın kanama şikâyetine değil, sarkmanın derecesine, ağrı varlığına ve dış hemoroid eşlik edip etmediğine de bakılması gerekiyor.

Ağrının Şiddeti Ayırıcı Tanıda Önemli Olabilir

İç hemoroidlerde özellikle erken dönemlerde şiddetli ağrı beklenen bir bulgu değil.

Bu nedenle dışkılama sırasında belirgin ve keskin ağrının ön planda olduğu hastalarda anal fissür gibi farklı anorektal hastalıkların da değerlendirilmesi gerekebiliyor.

Buna karşılık iç hemoroidin dışarı doğru belirgin biçimde sarktığı veya dokuda dolaşımın bozulduğu bazı ileri durumlarda ağrı ortaya çıkabiliyor.

Hastanın ağrının başlangıcı, süresi ve dışkılama ile ilişkisi konusunda verdiği bilgiler ayırıcı değerlendirmede önem taşıyor.

Kabızlık ve Uzun Süre Ikınma Risk Faktörleri Arasında

Kronik kabızlık, dışkılama sırasında uzun süre ıkınma ve tuvalette gereğinden fazla zaman geçirme hemoroidal dokular üzerindeki basıncın artmasına katkıda bulunabiliyor.

Bu nedenle hemoroid yakınmalarının yönetiminde yalnızca mevcut hemoroidal dokunun tedavisi değil, dışkılama alışkanlıklarının düzenlenmesi de önem taşıyor.

Yeterli lif tüketimi, uygun sıvı alımı ve düzenli bağırsak alışkanlığının sağlanması bazı hastalarda şikâyetlerin azalmasına yardımcı olabiliyor.

Ancak belirgin sarkmanın bulunduğu ileri iç hemoroidlerde yalnızca beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri her zaman yeterli olmayabiliyor.

Her İç Hemoroid Ameliyat Gerektirmiyor

İç hemoroid tanısı alan her hastanın cerrahi tedaviye ihtiyacı bulunmuyor.

Erken evrede ve hafif belirtileri bulunan hastalarda konservatif yaklaşımlar yeterli olabilirken, devam eden kanama veya sarkmanın bulunduğu bazı hastalarda lastik bant ligasyonu, skleroterapi ya da infrared koagülasyon gibi girişimsel yöntemler değerlendirilebiliyor.

Daha ileri derecede sarkma veya ek anorektal problemlerin bulunması halinde ise cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelebiliyor.

Bu nedenle tedavi yönteminin yalnızca hastalığın adına göre değil, hastalığın derecesi ve hastanın mevcut şikâyetleri dikkate alınarak belirlenmesi gerekiyor.

Makattan Gelen Her Şikâyeti Hemoroide Bağlamak Doğru Değil

Hemoroidin toplumda yaygın görülmesi, makat bölgesinde ortaya çıkan birçok şikâyetin hastalar tarafından doğrudan hemoroid olarak değerlendirilmesine yol açabiliyor.

Oysa makattan kanama, ağrı, şişlik, kaşıntı ve akıntı farklı hastalıklarda da görülebiliyor.

Özellikle yakınmaların uzun süredir devam etmesi, kanamanın tekrarlaması, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklik olması veya ailede kolorektal hastalık öyküsünün bulunması durumunda değerlendirme ertelenmemeli.

Hemoroidal hastalıklarda doğru tedavinin ilk adımı, belirtilerin gerçekten hemoroidden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirlenmesi ve hastalığın hangi düzeyde olduğunun ortaya konulması olarak öne çıkıyor.

 

İç Hemoroid Neden Her Hastada Aynı Belirtiyi Vermiyor?
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter